"Bu Sezon İşimi Sağlama Almalı Ve İlk Günden İtibaren Ritmimi Geri Kazanmak İçin Çaba Göstermeliyim."

Eki 11, 2018
Fenerbahçe formasıyla Avrupa'nın en değerli rol oyuncularından birine dönüşen Nikola Kalinic RedBull.com'un sorularını yanıtladı
Nikola Kalinic, İstanbul’daki dördüncü sonbaharını yaşıyor. Sırp forvet buraya geldikten sonra tam beş kupa kazandı. 2017’de Fenerbahçe ile Avrupa’nın zirvesine çıktığında, kıta basketbol tarihinin gördüğü en değerli rol oyuncularıyla kıyaslanıyordu. Gelgelelim Kalinic’le konuşmaya başladığınızda, karşınızdakinin bunun gibi şeylerle ve daha fazlasıyla yetinecek bir karakter olmadığını hemen fark ediyorsunuz. Bu yüzden olsa gerek, sakatlıklarla boğuştuğu ve BSL maçlarını dokuzuncu yabancı olarak kenardan seyrettiği 2017-18 sezonunu kendisi adına bir başarısızlık olarak tanımlaması kulağa şaşırtıcı gelmiyor.

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'ne bir yıl aradan sonra, yeni bir forma numarasıyla geri dönen Kalinic daha fazlasını kazanmak, bunun için hiç vakit kaybetmemek istiyor. 26 yaşındaki forvetle Fenerbahçe’nin istisnai kulüp yapısını, sakatlık dönüşünde yaşadığı zorlukları, başarı kriterlerini ve yeni takım arkadaşlarını konuştuk.

Hazırlık kampının ilk günü sahaya çıktığında, önce bir köşede, üç sezondur forvet pozisyonlarını paylaştığın Gigi Datome’yi gördüğünü hayal ediyorum. Sonra Fenerbahçe’deki dördüncü yılında sorumluluklarını biraz daha artıracağı öngörülen Kostas Sloukas’a selam veriyorsun. Tüm bunları izleyen Jan Vesely, İstanbul’daki beşinci sezonu için gün sayıyor. Bir profesyonel olarak, tüm bu aşinalık duygusu işleri ne kadar kolaylaştırıyor? Özellikle de zirveyi hedefleyen bir takımla birlikte, sezon öncesi rutinlerinden geçerken...

Bu çok farklı ve özel bir his. Jan, Gigi, Kostas, Bobby, Melih... Birlikte dördüncü yılına giren, birbirini çok iyi tanıyan, saha dışında da her an iletişim halinde olan bir çekirdek bu. Takım arkadaşlığının ötesine geçen bir ilişkimiz var. Aslında ben “aile” sözcüğünü çok sık kullanmaktan imtina ederim. Her basketbol takımının kendisini aile olarak adlandırdığı bir dünyada, bu kavramın da içi ister istemez boşalıyor ve gerçekten “aile” dediğiniz insanların ne kadar değerli olduğunu göz ardı etmiş oluyorsunuz. Ama burada özel bir ilişki kurduğumuz açık. Birlikte çok şey yaşadık, çok fazla zorluğun üstesinden geldik – yolculuğumuzun ileri safhalarına taşıyacağımız, bizi asla terk etmeyecek özel şeylerden bahsediyorum. Geçmişe dönüp baktığımızda bizi gülümsetecek ya da kalbimizi sızlatacak çok fazla anı var. Bu seferliğine “aile” demekten kaçınacağım ama Fenerbahçe basketbolu, çok güçlü bağları olan bir topluluk. Bu topluluğa oyuncuların kız arkadaşları, çocukları, aileleri de dâhil. Taraftarlarımız da dâhil. Bu yakınlığı çok önemsiyoruz.

Sezona başladığınız 15 kişilik kadronun Fenerbahçe formasıyla oynadığı toplam sezon sayısı ise 35. Yani sezonun sonunda bu toplam, 50 sezona yakınsayacak. Bir takıma sığan 50 sezonluk arkadaşlık ve güçlü alışkanlıklar... Burada Avrupa basketbolu için istisnai bir durumdan söz ediyoruz, öyle değil mi?

Kesinlikle öyle. Ve bunun için hepimiz Fenerbahçe’ye teşekkür etmeliyiz. Bugünün spor dünyasında, özellikle de Avrupa basketbolu gibi finansal konjonktürün çok değişken olabildiği bir ortamda, bu yapıları uzun süre bir arada tutmak hiç kolay değil. Bizim burada bu kadar uzun kalmış olmamız, Avrupa basketbolu için bir anomaliye karşılık geliyor. Peki bu nasıl mümkün oluyor? Fenerbahçe’deki karar vericiler, en hayati şeyin bu yapıyı korumak olduğunu biliyor ve bunu birinci öncelikleri addediyorlar. Bugün meslektaşlarımız en üst düzey kulüplerde bile kontratlarının gereği olan parayı almakta güçlük çekebiliyorken, bu kulüp bize ilk günden bu yana olağanüstü bir profesyonellik sunuyor.

Röportajın tamamı için tıklayın.