Yenilmezler: TOFAŞ

Ara 03, 2017
Yeni sezona 9'da 9 yaparak başlayarak tarihinin en iyi başlangıcına imza atan TOFAŞ'ın kısa hikayesini kulübün efsane isimleri Efe Aydan, Tolga Öngören, Mete Babaoğlu ve Altan Kutucu gibi isimlerden dinledik.

DOsmP-wW4AAIcj7
 

TOFAŞ projesi adım adım nasıl ilerliyor?

27 yıllık rekoru kıran harika sezon başlangıcının arkasında nasıl bir organizasyon gizli?

TOFAŞ Spor Kulübü’nün en iyi sezon başlangıcının mimarları o sezon için neler söyledi?

Genel Menajer Tolga Öngören, TOFAŞ’ın dünü, bugünü ve yarını ile ilgili hangi açıklamalarda bulundu?

Tolga Öngören’e göre Yabancı kuralı nasıl olmalı, genç oyuncularımız nasıl daha başarılı olur?

Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlasını bulabileceğiniz; Tolga Öngören, Efe Aydan, Mete Babaoğlu ve Altan Kutucu röportajlarının da yer aldığı geniş yazımızı keyifle okumanız dileğiyle… 

TOFAŞ, Bursa’da ağırladığı Galatasaray Odeabank karşısında maça tutuk başlasa da özellikle ikinci çeyreğin sonunda ve üçüncü çeyreğin başında yakalanan seriler sonunda farkı çift hanelere çıkarmayı başardı. Devre arasında, Nilüfer Belediyesi Engelliler Korosu’nun harika bir gösteri yaptığı maçta maçın hakemleri de kırmızı kurdele ile bu anlamlı güne destek oldu. Son çeyrekte maçın en büyük farkı olan 18 sayının ardından, Erman Kunter’in molasından iyi dönen Sarı-Kırmızılı ekip farkı tek hanelere çekse de TOFAŞ, kendi evinde 9. maçını da kazanarak kulüp rekorunu kırmayı başardı.

Sonuç Dediğimiz Şeyler, Sadece Birer Başlangıçtır.
TOFAŞ, 2017-2018 sezonuna fırtına gibi başlayarak ilk 9 haftanın sonunda Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nin namağlup tek takımı olmayı başardı.  Avrupa’daki önemli liglere baktığımızda; İtalya’da Brescia (8/8), Rusya’da CSKA Moskova (7/7), Yunanistan’da Panathinaikos (6/6), İsrail’de Maccabi Tel-Aviv (7/7), Letonya’da Ventspils (10/10) takımları tıpkı TOFAŞ gibi henüz mağlubiyet almayan takımlar olarak dikkat çekiyor. Birçok otorite tarafından Avrupa’nın en iyi ve en zorlu ligi olarak kabul edilen Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nin ilk 9 haftasında; geçtiğimiz sezonun yarı finalistleri Darüşşafaka ve Anadolu Efes, finalist Beşiktaş Sompo Japan gibi zorlu rakipleri evinde dize getiren Bursa ekibi, Türkiye Kupası’nın son şampiyonu Banvit’i ise Bandırma’da mağlup ederek gücünü göstermiş oldu. Galatasaray Odeabank maça iyi başladı ancak TOFAŞ, özellikle ikinci yarıdaki oyunuyla farkı artırarak maçı kazandı. Bu başarının tesadüf olduğunu düşünenler için; gişeye hızlı bir giriş yapan TOFAŞ filminin senaryosunu iyi okumak lazım…

DOwMFfuWAAA7BXI

Bu Başarı Tesadüf Değil
2014-2015 sezonunda küme düşen TOFAŞ, gerek yönetim anlamında gerekse takımda önemli değişiklere gitti. Orhun Ene ile uzun vadeli bir sözleşme imzalayan Bursa temsilcisi, TBL’nin çok üzerinde bir kadro kurdu. 1 yıllık aranın ardından ait olduğu yere dönen TOFAŞ, yıllardır maçlarını oynadığı Atatürk Spor Salonu’ndan Nilüfer TOFAŞ Spor Salonu’na taşınmış, Mustafa Vehbi Koç Spor Kompleksi ile birlikte tesisleşme anlamında büyük adımlar atmıştı. TOFAŞ’ın başarılı organizasyonu, BSL’ye döndüğü ilk sezonda meyvelerini verdi. Normal sezonun son haftasında Pınar Karşıyaka ile iki uzatmalı, unutulmaz bir maç oynayan Orhun Ene’nin öğrencileri, play-off’lara kalmayı başardı. Koç, her zaman temkinli açıklamalar yaparak takımın zamanla daha iyi olacağını, eksiklerinin olduğunu vurguluyordu. Orhun Hoca, TOFAŞ ile yaptığı sözleşmeye ve hedeflerine o kadar bağlıydı ki; geçtiğimiz yaz bir antrenörün verebileceği en zor kararlardan birini verdi. A Milli Basketbol Takımını için kendisine gelen teklifi , “Bu dönemde A Milli Takım ile ilgili bir teklif aldım ama burası da milli bir kulüp. Başarısı olan ve basketbola yatırım yapan bir kulüp. Sadece sportif tarafında yatırım yapmıyorlar. O anlamda buradaki insanlarla beraber esasında uzun vadeli bir anlaşma yaptık.”  diyerek reddetmek durumunda kaldı.

DQEH2gAXcAAjcnG

Bu sezon öncesinde; Mejia, Barış, Crocker gibi takımın önemli parçalarını tutup onların yanına; Raymar Morgan, Josh Owens, Kenny Kadji, Pierria Henry gibi isimler dahil edildi. Crocker’ın sezon başındaki sakatlığından dolayı kısa süreli bir anlaşma yapılan Ivan Paunic de takıma dahil oldu ve etkili performansı sonrası sözleşmesi uzatılacak gibi gözüküyor. BSL’deki yabancı kuralının değişmesiyle en büyük darbelerden birini, altyapısıyla ünlü TOFAŞ’ın genç yetenekleri alsa da, Yiğit Arslan aldığı süreleri  iyi değerlendirerek potansiyelini göstermeyi başardı. TOFAŞ’ın yaptığı transfer hamleleri  çok başarılı oldu. Bu transferlerden Henry, ilk haftalarda soru işareti yaratsa da son maçlardaki çıkışıyla o da takıma ayak uydurmayı başardı. Geçen sezon TOFAŞ’ın en büyük sorunu, boyalı alanda idi. Ribaunt almakta zorlanan Yeşil-Mavililer, rakiplerine verdiği hücum ribauntları ile birçok maçta sıkıntı yaşıyordu. Bu sezon; Owens, Kadji ve Morgan’ın atletizmi ve enerjisiyle boyalı alanı iyi savunan TOFAŞ, hücumda da alley-oop ve smaçlarla TOP 10’un gediklisi olmayı başarıyor. Başarının bir ekip işi olduğu unutulmamalı. TOFAŞ organizasyonu içindeki tüm profesyonellerin özverili çalışmaları bu başarının tesadüf olmadığının göstergesi. TOFAŞ Spor Salonu’ndaki Jack Nicholson Koltukları, basın tribünündeki yenilikler, maç günleri yapılan eğlenceli yarışmalar, Türkiye'nin tek engelli tribünü, TOFAŞ medya ekibinin hazırladığı özel videolar ve sosyal medya içerikleri gibi daha burada sayamadığımız birçok güzel şeyin ardında hummalı bir çalışma yatıyor.  Vitrinde olan teknik kadro ve oyuncuların bu başarısında katkısı olan tüm ekibi de kutlamak gerekir.

TOFAŞ Kulüp Tarihinin 27 Yıllık Rekorunu Kırdı!
Sezona bu hızlı başlangıçtan sonra geçmiş sezonlara göz attık ve TOFAŞ’ın tarihindeki en iyi sezon başlangıç performansına 1990-1991 sezonunda 8’de 8 ile ulaştığını gördük. TOFAŞ, Gaziantep galibiyetiyle tarihinin en iyi sezon başlangıç rekorunu egale etti ve Galatasaray Odeabank karşısında kazanarak bu rekoru kırmayı başardı. Bizi 27 yıl öncesine götüren bu rekor, TOFAŞ’ın müthiş bir çıkış hikayesini de içinde barındırıyor. 1988-89 sezonunda Türk Basketbolunun ve TOFAŞ’ın efsanelerinden olan Efe Aydan'ı transfer ettikten sonra beklentiler yükselmişken, şok bir sonuçla, sezon sonunda küme düşen takımın tüm oyuncuları,  kulüpten ayrılmak yerine, takımı tekrar ait olduğu yere geri döndürme yemini etmişti. Bunu da başardılar. O zamanki adıyla TOFAŞ SAS, bir sezonluk hasretin ardından geri dönmüş ve takımdaki kenetlenmenin verdiği yüksek motivasyonla 1990-91 sezonunun ilk 8 haftasında önüne geleni devirmişti. Kadrosunda; Efe Aydan, Pete Williams, Cihangir Başaran, Tolga Öngören, Fatih Özal, Serdar Çağlan, Murat Konuk, Nihat Mala, Suat Olca, Levent Özsimitçi, Levent Saçak ve Cihan Uğur’u barındıran ekibin başında, Koç Mete Babaoğlu ve yardımcı antrenör Altan Kutucu vardı.

1990-91 TFS kadro

Pete Williams gibi çok önemli bir oyuncuya sahip olan takımda, Efe Aydan takıma ağabeylik ederken, şu anda TOFAŞ’ın genel menajeri olan Tolga Öngören, Fatih Özal, Nihat Mala, Suat Olca, Cihangir Başaran gibi önemli oyuncular harika bir takım kimyası oluşturuyordu. Bu takım, ilk mağlubiyetini 9. Haftada Ankara’da oynanan Kolejliler maçında almıştı. Aynı sezon lige fırtına gibi giren bir takım daha vardı. Fenerbahçe sezona 14’te 14 ile başlamıştı. Larry Richard, Hüsnü Çakırgil, Levent Topsakal, Kemal Dinçer, Hakan Artış, Ali Rıza Limoncuoğlu (Aliço) gibi oyuncularıyla o sezon, biri TOFAŞ’tan olmak üzere, sadece iki mağlubiyet alan Sarı-Lacivertliler, Play-Off finaline rahat bir şekilde yükselmişti. Finaide Fenerbahçe ile Tofaş SAS karşı karşıya geliyorken, o sezon ilk kez uygulanan sistemde, basketbol heyecanı Anadolu'nun çeşitli şehirlerine taşınıyordu. Bursa, İstanbul, Adana ve Isparta'da oynanan dört maç sonunda 2-2'lik eşitlik bozulmuyor, şampiyon Antalya'da oynanan 5. maç sonunda TOFAŞ SAS'ı 68-57 mağlup eden Fenerbahçe oluyordu. Bu şampiyonluk, Fenerbahçe’nin ilk lig şampiyonluğuydu, TOFAŞ ise bu kupayı kaldırmak için 8 yıl daha bekleyecekti. Aynı yıl Ankara Atatürk Spor Salonu'nda oynanan Cumhurbaşkanlığı Kupası finalini de Fenerbahçe'ye kaptıran Bursa Temsilcisi, belki kupa alamamıştı ancak; oynadıkları basketbolla gönülleri fethetmiş ve kırılması için 27 yıl beklenecek rekorlarla iz bırakmıştı.

1990-91 tofas

Başarının Mimarları İle  Doksanlara Döndük

TOFAŞ’ın 1990-91 sezonunda başantrenörlüğünü yapan Mete Babaoğlu, yardımcı antrenör Altan Kutucu, oyunculardan Efe Aydan ile o günleri konuştuk. Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür. O sezonun canlı tanıkları da olsalar, aradan geçen 27 yıl birçok şeyi unutturmuş. TOFAŞ kulübünde oyunculuk, menajerlik, başkanlık gibi farklı görevler yapmış olan Efe Aydan’a 1990-91 sezonundaki rekor başlangıcı sorduğumda, nüktedan kişiliğiyle; “Valla unuttum gitti, kaç sene geçti üzerinden… 8’de 8 mi yapmışız, aferin bize” diyerek yüzümüzü güldürdü.

8-0

TOFAŞ’a yaklaşık 10 yıl, gerek başantrenör gerekse altyapı koordinatörü olarak hizmet eden Mete Babaoğlu, TOFAŞ tarihinin ilk büyük kupası olan Türkiye Kupası zaferinde de (1992-93) takımın başındaydı. Türk Basketbolunun en değerli koçlarından biri olan Babaoğlu, yıllardır birçok takımda önemli işlere imza attı. Antrenörlük kariyerinin üçte birini geçirdiği TOFAŞ’ta çok güzel yıllar geçirdiğini söyleyen tecrübeli koç, bir basketbol şehri olarak nitelediği Bursa’yı da çok seviyor.

O dönem Mete Babaoğlu’nun yardımcılığı görevini üstlenen Altan Kutucu ise; basketbolu genç yaşta bırakıp antrenör olmuştu. “O dönem rahmetli babam, gel işlerin başına geç diye beni çok sıkıştırırdı. Ben de yoğun tempoda, sabah antrenman, akşam antrenman, arada video izleme falan işe hiç gidemiyordum. İkisini beraber götürebilmek için böyle bir formül bulduk ve asistan koç olmuştum.” diyen Kutucu, dört sezon TOFAŞ’ta oynamış ve bu kararla banka geçmişti. “Karşıyaka efsanesi Ateş Özerk bir maçta beni asistan koç olarak gördü. ‘Ya sen neden koç oldun, ben seni takıma alırdım, tam senin gibi bir oyuncuya ihtiyacımız vardı.’ demişti.” Altan Kutucu, TOFAŞ’ın ilk Türkiye Kupası zaferinden sonra askere gitti ve daha sonra altyapı idareciliği görevlerinde bulundu.

-TOFAŞ, bu yıl muhteşem sezon başlangıcıyla 27 önce sizin de yer aldığınız 1990-91 sezonundaki TOFAŞ takımının rekorunu kırmaya hazırlanıyor. O sezon ile ilgili neler hatırlıyorsunuz?

Efe Aydan: O sezon biz kümeden gelmiştik, bir sene öncesinde bizi haksız yere küme düşürmüşlerdi. Sezona çok hırslı başlamıştık. Kimse de bizden öyle bir başlangıç beklemiyordu. İstanbul’da hiç maç kaybetmediğimiz bir sezondu. O sezon, başladığımız gibi çok başarılı şekilde devam etti, Fenerbahçe ile çok çekişmeli geçen bir lig finali oynadık ve 3-2 ile bizi geçerek ilk şampiyonluklarına ulaşmışlardı. O zaman ligin kalbur üstü oyuncularından oluşan iyi bir kadromuz vardı ancak Fenerbahçe de çok iyi bir kadroya sahipti.

91-92

Mete Babaoğlu: Bir sezon önce haksız bir şekilde küme düşürüldüğümüz için 1989-90 sezonunda İkinci Ligin şampiyonunu da Birinci Lig Play-off’una alma kararı alınmıştı, biz de İkinci kümede namağlup şampiyon olmuştuk. Ayrıca ikinci Ligde oynadığımız sezonun sonunda Avrupa Kupalarına katılma başarısı göstermiştik. Bir yıl sonra da 1990-91 sezonunda iyi bir kadro kurduk. Pete Williams gibi önemli bir oyuncuyu transfer etmiştik, Altan Kutucu oyuncumuzdu o sene benim asistanım oldu. O sezonun ilk maçında Efes’i deplasmanda 20 sayıyla yenmiştik, çok şahsiyetli bir takıma sahiptik, benchimiz de çok iyiydi. O dönemin kulüpleri arasında 7/24 çalışan bir kondisyonere sahip ilk ve tek takımdık. Dr. Murat Kuter bu görevi üstlenmişti. O yıl Bursa seyircisi de tüm maçlarımızda salonu tamamen dolduruyordu, çoğu maça iki saat kala kapılar kapanıyor birçok seyirci dışarıda kalıyordu.  

Altan Kutucu: Mete Babaoğlu’nun koçluğunda benim de asistan koç olarak göreve başladığım o sezonda çok önemli oyunculardan oluşan iyi bir kadromuz vardı. Bir önceki sezon küme düştüğümüzde , tekrar şampiyon olup devam edeceğiz diye söz vermiştik, küme düşen takımın tamamı kalmıştı. Öyle bir havayla başlamıştık o sezona. Pete Williams’ın bu başarıda büyük katkısı vardı, bir de Tolga Öngören ve Fatih Özal’ın İngilizcesi çok iyiydi ve yabancılarla iyi iletişim kuruyorlardı. Sezon öncesi İtalya Sardunya’da iyi bir sezon öncesi kampı geçirmiştik. Biz maçları kazandıkça seyircinin de takıma olan ilgisi artmıştı, Bursa Atatürk Spor Salonu’nda üç bin kişinin dışarıda kaldığı kapalı gişe maçlar oynuyorduk. Üst üste kazanmak bizi baskı altına almıyor tam aksine; daha iyi motive olmamızı sağlıyordu. Play-off finalinde Fenerbahçe ile karşılaşmıştık. İki takımın da henüz şampiyonluğu yoktu bu nedenle iki takım da çok motiveydi. Fenerbahçe, play-off ilk maçında Bursa’da bizi yenmişti, daha sonra İstanbul’da son saniyede 1 sayıyla biz kazanarak durumu eşitlemiştik. Adana’da oynanan üçüncü maçta fark attılar bize. Isparta’da oynanacak dördüncü maç öncesi, bütün gazeteler ‘Fener Şampi’ manşetleri atmıştı. O gazeteleri takıma göstererek takımı serinin dördüncü maçına motive ettik ve maçı kazanarak seriyi 2-2’de eşitledik. O maçta geriden gelerek uzatmada maçı kazanmış ve o gazete manşetlerini çürütmüştük ama takım olarak bununla tatmin olmasaydık şampiyon da olabilirdik. O sezon takımda çok iyi bir arkadaşlık vardı, oyuncular aileleriyle birbirine gider ve sürekli birlikte zaman geçirirdi.

tofas-basketbol-kulubu-baskani-aydan-onumuzde-4-6308869_x_4127_o

90’lı yıllarla bugünü kıyasladığımızda göze çarpan önemli farklardan biri de takımlardaki yabancı sayılarındaki değişim. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Efe Aydan: O zamanlar tek yabancılı bir sistem vardı, takımlar bir ya da iki yabancı ile oynuyordu. O kadrolar, daha çok bizdendi şimdi, daha çok yabancıyız. Şu anda takımda çok fazla yabancı var.

Mete Babaoğlu: Şimdi biraz nostaljik gelebilir ama o yıllar daha lezzetliydi çünkü sahada tek yabancı vardı ve takım Türklerden oluşuyordu. Yıllar içinde şartlar değişti, şu anda yabancı ağırlıklı kadrolar oynuyor  ama yine de TOFAŞ, kendi ekibinde Barış Ermiş, Caner Topaloğlu gibi tecrübeli Türk oyuncularla birlikte Yiğit, Muhsin, Kadir gibi gençlere de şans vermeye çalışıyor.

TOFAŞ’ın bu sezon yaptığı çıkış ve genel gidişatı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Efe Aydan: Takım, sezona çok iyi bir giriş yaptı, şimdi biraz daha zor maçlar başlayacak, oraları iyi geçerlerse çok daha iyi olacak. İnşallah o maçları kazanarak bizim rekorumuzu da geçerler.

rop

Mete Babaoğlu: TOFAŞ Spor Kulübü ve Koç ailesi hiçbir zaman geri adım atmaz. Fabrika içine harika bir tesis yaptılar, Nilüfer’deki büyük salonun kullanım haklarını aldılar. Altyapıya yıllardır önemli yatırımlar yapıyorlar, inişli çıkışlı dönemler olmuştur ancak altyapı yatırımları hiç ivme kaybetmeden devam etti. Bu sezona harika başladılar, mükemmele yakın bir takımları var, çok iyi yabancılara sahipler, alttan gelen; Yiğit, Kadir, Muhsin gibi yetenekli gençlere sahipler. Bu oyuncuları geçtiğimiz yaz bireysel gelişim kampı için Amerika'ya gönderdiler. TOFAŞ, her zaman için Türkiye’nin bir gurur kaynağı olmuştur. Mükemmel başlayan bu sezonun sonunda inşallah bir final çıkar ve sonunda şampiyonluk olur artık.

Altan Kutucu: TOFAŞ’ın gidişatını çok başarılı buluyorum, ligin genelindeki kadro ve bütçelerle kıyasladığımızda çok başarılılar şu anda. Ligdeki bu namağlup gidiş, Eurocup grubunda lider olması gerçekten çok iyi. Bu başarı, Orhun Ene ve takımdaki istikrarın da bir sonucu. Bu sene Orhun’un üçüncü yılı, takımı alt ligden aldı ve Basketbol Süper Ligi’ne çıkardı. Orhun’un kulüple ve takımla uyumu çok iyi. TOFAŞ’ın iyi de bir seyirci portföyü oluştu. Milli maçta da bunu gördük; aileler, çoluk çocuğunu alıp maça geliyor, küfürsüz, olaysız, maçlarda eğlenen çok iyi bir taraftar profili var. Ayrıca TOFAŞ, sosyal medyayı da çok iyi kullanıyor, maçlar için buldukları sloganlar, kampanyalar çok başarılı. Salondaki yenilikler de çok başarılı. Saha içine konan koltuklar NBA havası getirdi. Eski takım arkadaşım Tolga Öngören önderliğinde çok başarılı ve çok profesyonelce yönetilen bir kulüp. Merhum Mustafa Koç adına yapılan kulüp binası gerçekten inanılmaz. Türkiye’de hiçbir kulüpte olmayan bir tesis; aynı anda üç takım antrenman yapabiliyor, müthiş bir kondisyon salonu, müzesiyle harika gerçekten. ‘Görünen köy kılavuz istemez’ misali, birkaç yılda bu başarının geleceği, TOFAŞ’ın yukarılara oynayacağı belliydi. Üstelik rekabet ettiği birçok takımdan daha düşük bütçelerle, tasarruflu giderek bunları yapıyorlar. Ben köşemde de yazmıştım, bu seri 10’da 10 olursa Bursa’daki Fenerbahçe maçını düşünemiyorum. Gerçekten müthiş maç olur. Ancak önce Galatasaray ve Karşıyaka maçlarının kazanılması lazım. Bu iki takım da lige kötü başladı ve bir çıkış arayışındalar. Bu nedenle bu iki maçın zor geçeceğini düşünüyorum. TOFAŞ, Fenerbahçe’yi geçen yıl burada yenmişti ancak o zaman Fenerbahçe’nin aklı daha çok Avrupa’daydı. Eğer TOFAŞ, Fenerbahçe karşısına 10’da 10 yaparak çıkarsa, bu Fenerbahçe için ekstra bir motivasyon kaynağı olacaktır. 

  • Daha sezonun başındayız ancak TOFAŞ, bu başlangıcıyla, şampiyonluk yıllarındaki takımı hatırlatmaya başladı. Sizce şampiyonluğu konuşmak için erken mi?

Efe Aydan: Şampiyonluğu konuşmak için çok erken. Takımın alacağı daha çok yol var. Özellikle Play-off sisteminde bütün düğüm orada çözülüyor. Beklemek lazım.

Mete Babaoğlu: Erken tabii ki ama şu var; takımın şehirle bütünleştiğini görüyorum. TOFAŞ’ın yeni salonunda 2500-3000’e yakın kemikleşmiş bir seyirci potansiyeli var. Bursa’nın her zaman gururu olmuştur TOFAŞ. İnşallah şehrin de itmesiyle beraber bu sene yine Fenerbahçe ile final oynarlar.

Altan Kutucu: Bence henüz erken. Zaten yöneticiler de; Tolga olsun, Orhun olsun, şampiyonluktan bahsetmiyorlar. Bence de doğru yapıyorlar. Şampiyonluk hedefi, takım üzerinde stres ve baskı yaratır. Bu gidişle TOFAŞ, sezon sonunda ilk dörde kesin girer. Play-off’larda neler olur bilinmez ama üst üste oynanacak 5 maçlık eleme sisteminde TOFAŞ’ın kadrosu diğer büyük bütçeli takımlar karşısında biraz dezavantajlı gibi gözüküyor. Ancak şampiyonluk tamamen hava işi, o nedenle hiç belli olmaz. Mesela Karşıyaka da öyle şampiyon oldu hatta Karşıyaka’nın bizim zamanımızdaki şampiyonluğu da öyleydi. TOFAŞ da o tarz bir hava yakalayabilirse şampiyon olabilir ama kesin favorilerden biri değil şu anda.

tolga-ongoren-orhun-ene

            TOFAŞ Deyince Akla Gelen İlk İsimlerden: TOLGA ÖNGÖREN

Şu anda TOFAŞ’ın Genel Menajeri olan Tolga Öngören, kulübün efsanelerinden biri. 1990-91 sezonunda TOFAŞ tarihinin en iyi sezon başlangıç rekoruna oyuncu olarak katkı veren Öngören, TOFAŞ tarihindeki iki şampiyonluktan birincisinde yardımcı antrenör, ikincisinde de başantrenör idi. O kadroda yer alıp şu anda da takımın içinde olan Öngören ile, hem o yılları hem de TOFAŞ’ın bugününü ve geleceğini konuştuk. Yabancı kuralı, genç oyuncularımızın durumu ve TOFAŞ organizasyonu ile ilgili çok samimi açıklamaların yer aldığı keyifli bir röportaj oldu.

1990-91 sezonundaki 8’de8’lik rekor başlangıçta, takımın önemli isimlerinden biri olan Öngören’e öncelikle o sezonu sorduk.

'Değişik hikayeler barından Çok Enteresan bir sezondu'
“Enteresan bir sezondu, bir yıllık aranın ardından Birinci lige dönmüştük. Efe Abi kaptandı, Nihat vardı, o dönemin çok iyi oyuncularından Pete Williams vardı Ankara’daki lise yıllarından arkadaşım Fatih Özal da bizim takımdaydı, o zaman daha yeni yeni takımda oynamaya başlayan Murat Konuk vardı.  Murat, o senenin sonunda bir sakatlıktan yeni dönmüştü, Mete Abi onu Fenerbahçe ile İstanbul’da oynadığımız play-off maçında, Larry Richard’ın tarafında zone’un arkasında oynatmıştı ve kazanmıştık. Yani enteresan bir yıldı açıkçası, her takım gibi biz de nasıl bir başlangıç yapacağımızı bilemiyorduk ama iyi takımdık. O sezon başlangıcında 8’de 8’lik bir başlangıç yapıp sezonu da Fenerbahçe ile final oynayarak kapatmıştık. İki sezon öncesinde 1988-89 sezonunda tarafımıza yapılan bir haksızlık olmuştu, kural hatası yapılmıştı ve küme düşmüştük ancak  o seneyi biz de iyi oynamamıştık, adil konuşmak gerekirse,  bizim o sezonu daha iyi oynamamız gerekiyordu, küme düşmemizi tamamen bu hataya bağlamak doğru olmaz. Bu küme düşmenin ardından  yine TOFAŞ’ın spora bakışındaki farklılık ortaya çıktı. O zamanki başkanımız Ersin Taş, yöneticimiz Nedim Karakaş, kaptanımız Efe Aydan gibi bu işe gönül vermiş vizyoner insanlar pes etmek yerine; TOFAŞ’ı tekrar ait olduğu yere döndürmek için fedakarlık yaparak mücadeleye devam ettiler. 1989-90 sezonunda mücadele eden takımımız da çok iyi bir takımdı, Ahmet Araşan vardı o takımda hatta biz o sezon sonunda direk Birinci Lig play-off’larına katılmıştık. Play-off maçları için Larry Spriggs’i getirmiştik Amerika’dan. İkinci ligden namağlup çıkışımız ve kenetlenmiş bir yönetici ve oyuncu grubunun 1990-91 sezonundaki rekor başlangıçta önemli bir rolü olmuştu. O yıla ait çok komik bir anımız da var. Fenerbahçe ile Spor Sergi’de oynadığımız play-off ikinci maçında, şu anda A Takım Menajeri olan Ferhat Şoför’ün babası, o zaman takımımızın seyahatlerinde servislerini çeken, takımın üzerinde  çok büyük emeği olan Engin Abi, girişleri karıştırıp yanlışlıkla Fenerbahçe tribününe girmişti. O maçı son anda 1 sayıyla kazanmıştık, Engin Abi de Fenerbahçe seyircisi içinde bir şey yapamadığı için sevinçten ağlıyor, onu gören Fenerbahçeliler de maçı kaybettikleri için ağladığını düşünüyor. ‘Baba üzülme sonra kazanırız’ diye onu teselli ediyorlar. Engin Abi, bunu bize daha sonra anlattığında çok gülmüştük. “

Doksanlı yılları konuşunca o dönemin tek yabancılı sistemi, gözümüze çarptı ve bu vesileyle Tolga Öngören’e Ligimizdeki yabancı kuralını ve genç oyuncularımızın durumunu da sorduk. Milli Takımda da görev yapmış ve yıllarca üst seviye koçluk yapmış tecrübeli basketbol adamı, bu konuda dikkat çekici tespitler yaptı.

'Bu Konuda Gerçeği Görüp Doğruyu Bulmak Lazım'
“Yıllar içinde yabancı oyuncu oynatma kuralında birçok değişiklik oldu ancak burada gerçeği görüp doğruyu bulmak lazım. Bu konudaki gerçek şu; yabancı kuralı değişip altı yabancıya çıktıktan sonra Türkiye’deki kulüpler; bir Euroleague şampiyonluğu, bir Eurocup şampiyonluğu ve bir de FIBA Şampiyonlar Ligi finali yaşadı. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Bir gerçekte şu ki; oyuncu her yerde oynar ayrıca, iyi oyuncular da iyi oyuncu ve iyi koçlarla yetişir. Bir de şöyle bir gerçek var; altı tane yabancının sınırsız bir şekilde oynadığı ve kazanmanın önemli olduğu bir ligde, koçlara, ‘illa gençleri veya Türkleri oynat’ demek kolay değil. Ben de yıllarca koçluk yaptığım için bunun zorluğunu çok iyi biliyorum. Bence geldiğimiz noktada, bizim doğru bir sentezle kazan kazan yaratacak bir şey yaratmamız lazım. Artık altı yabancıdan dörde dönülmesi falan hayaldir veya şu çözümler de kötüdür; 4+2, 3+2 vs. O zaman bu iş nasıl olacak. Biz Avrupa’da hep kazanmak istiyoruz, Türkiye’de hep en iyi olmak istiyoruz ama Türkiye’de 3+2, 4+2 falan oynayıp Avrupa’da sınırsız oynuyorsun bu durum koçlara ciddi bir baskıdır, koçların işine karışıp takım yapısını bozmaktır. ‘Ne yapılabilir’ sorusuna gelince; en azından Türkiye Ligi için, koçların da işini çok zorlaştırmayacak, bir formül bulmak lazım. Artık takımlar, sezonda 50-60 maç yapıyorlar. Bunlar benim şahsi fikirlerim, biz Federasyonumuz ne karar verirse versin destekleyeceğiz o ayrı konu. Zaten biz kulüp olarak başka bir şeyin peşindeyiz. Benim kişisel görüşüm; altı yabancı devam edebilir çünkü geri dönmek artık çok zordur bence doğru da olmaz ama Türkiye Ligi’nde bir tane Türk oyuncu kırk dakika sahada kalabilir. Zaten şu anda kulüplerin çoğu, aşağı yukarı kırk dakika, Türk oyuncu oynatıyor ama basketbolda ‘önemli dakikalarda sorumluluk alma’ diye bir şey var. Bu değişiklikle belki o sorumluluğu Türk oyuncuların da alması sağlanabilir.”

'Türk Oyuncularımız da Kendilerini Geliştirmek İçin Çok Çalışmalı'
“Türk oyuncularımızın da artık, Dünya’da ve Türkiye’de seviyesi çok farklı bir noktaya çıkan basketbola, daha çok çalışarak ayak uydurması gerekiyor. Daha çok çalışacaklar, önceliklerini belirleyecekler, oynamadığı yerde kalmayacak, bazı şeylere çabuk ulaşılamayacağını da bilmeleri lazım. Oynama süresi oyuncuya verilmez, oyuncu tarafından alınır. Bu gerçekleri görüp doğruları bulmamız daha iyi olur, çözümü de ancak bu şekilde bulabiliriz. Altyapılarda başarılar elde eden oyuncuların A takımlarda süre alamayarak kayboldukları yönünde bir görüş hakim. Peki bu konuya bir de şöyle bakıp kendimizi test etmemiz lazım. Acaba biz Ümit Milli ve Genç Milli takımlarda, oyunu çok fazla ‘coaching’e mi yıkarak oynuyoruz. Çünkü koçlarımız çok yetenekli, oyuncularımız da kulüplerinde o tarz bir eğitimden geçiyorlar. Rakiplerimizi ‘coaching’ ve taktikle mi yeniyoruz? Biz böyle yaparken bir Fransız takımı, tamamen doğru sizelarla, doğru pozisyonlarla, doğrteu basketbolu oynayarak fundamental olarak arayı açıp ilerde zaten taktiği bir şekilde öğretiyor ve seni gelip yeniyor mu? Bir de buradan bakmak lazım olaya. Alt yaşlarda oyuncuların önüne kazanma şartını en öne koymadan, temel basketbol bilgisini iyi vermek lazım. Kendimizi iyi bir şekilde eleştirmekten de kaçmamamız lazım, bu konularda böyle sorular sorup bunlara cevaplar arayarak kendimizi iyi değerlendirmemiz lazım.”

 'Biz Kazansak da Kaybetsek de Her Zaman Doğruyu Görmek İstiyoruz'
“TOFAŞ’ın maçlarını üst üste kazanması takım üzerinde pozitif bir baskı yarattı. Galibiyetler geldikçe hem takım olarak motivasyonumuz artıyor hem de; taraftar, medya ve şehrin takıma olan ilgisi artıyor. Burada önemli olan şey, sakin bir şekilde maç maç düşünüp önünü görebilmek. Biz kazandığımızda da, kaybettiğimizde de doğruyu görmek istiyoruz. Kazandığımız maçlarda da hatalarımızı görmemiz lazım. Bu konuda koçumuz Orhun, çok başarılı bence. Kazanılan maçlardan sonra da oyunculara dürüst ve doğru bir şekilde oyunculara gereken uyarıları yapıyor. Buradaki en önemli şeylerden biri de oyuncuların karakteri ve uyumu. Oyuncularımız da koçun bu uyarılarını dikkate alarak hem kulübü hem camiayı sahiplenen bir şekilde işlerini iyi yapıyorlar. Bir gün kaybedeceğiz, çok doğaldır, ancak o gün de biz aynı takımıyız, aynı oyuncular bizim. Ama bu namağlup gidişin ve kulüp rekorunun da getirdiği güzel bir heyecan var. Üst üste şampiyon olduğumuz iki yılda bile böyle bir sezon başlangıcımız olmadı, bu özel bir durum.”

'TOFAŞ Bir Kurum Kültürüne Sahip'
“ TOFAŞ’ın kurum kültürünün spor tarafına yansıması da başarının sırlarından biri. Süreç içerisinde baktığımız zaman, TOFAŞ’ın sportif olarak başarılı olduğu seneler de var, başarısız olduğu seneler de… TOFAŞ, kurum olarak bu spordan vazgeçmedi. Sadece A Takım olarak değil; altyapıya yapılan yatırımlar, sosyal sorumluluk projeleri ile de bu spora olan bakışını gösterdi. TOFAŞ’ta aile ortamı her zaman önceliktir. TOFAŞ fabrikasına gidip orada bir senenin nasıl yaşandığına baktığınızda aileye ve çocuklara yapılan, aşağı yukarı, aynı operasyonları  göreceksiniz.”

'Bur(s)aya Gelen Herkesin İçindeki ‘Best Of’u Ortaya Çıkarıyoruz'
“Bu sezonki takımda kimyanın tutmasındaki en önemli etken, aile ortamının kurulması ve oyuncular tarafından da kabul edilmesidir. Barış Ermiş, Caner Topaloğlu, geçen sene burada hizmetler vermiş Kaya Peker gibi rol model oyuncuların olması.  Yabancılarımıza baktığımızda; Sammy Mejia , takıma yeni katılan Morgan, Owens, Kadji gibi oyuncular da müthiş bir uyum içinde. Mesela Kadji, şimdiye kadar hayatında bir sezonu bir takımda bitirmişliği yok ama o da buradaki aile ortamına uydu. Bu kulübün yıllardır içinde bulunduğu bu pozitif ortam, herkesin içindeki en iyiyi ortaya çıkarıyor.”

'Buradaki Vizyon, Gençlere ve Geleğe Yatırımdır'
“ TOFAŞ, yıllardır çok kuvvetli bir yapıya sahip, kurucu başkanımız Yalçın İpbüken’in başlatmış olduğu bir proje bu. Yeni üst yönetimimiz tarafından devlete ait olan Nilüfer Spor Salonu’nun isim hakkının alınması, daha önemlisi TOFAŞ fabrikası içerisindeki Mustafa Vehbi Koç Spor Tesisleri’nin hayata geçirilmesi zaten kulübümüzün vizyonunu ortaya koyuyor. Buradaki vizyon, geleceğe ve gençlere yatırımdır. O tesislere aktarılan paralar takıma da aktarılabilirdi ancak bu yatırım, bir veya iki sezonluk bir yatırım olacaktı, Bu şekildeyse;  hem şehrin hem de sporun geleceğine uzun vadeli bir yatırım yapılmış oldu. Almanya’da üç sene koçluk yaptığım dönemde gözlemlediğim; orta ölçekli takımların yaptıkları başarılı sosyal sorumluluk projeleri, sosyal medyanın doğru şekilde kullanımı ile ortaya çıkan sinerjiyi buraya taşımak istiyoruz. Şu anda kullandığımız TOFAŞ Spor Salonu’nun çok daha iyi olmasını istiyoruz. Bir taraftarın bilet alarak bu salona gelmesi ve bizi desteklemesi bizim için bir onurdur. Değişen taraftar profilimizde onların bu salonda mutlu olması ve iyi zaman geçirmesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Almanya’da olduğum dönemde, üniversite şehri olan Bamberg’de gördüğüm ‘Basketbus’ projesini bu sezon biz de başlattık. Arabası olmayan taraftarlarımızın, özellikle kışın, salona gelmekteki zorluklarına bu şekilde bir çözüm ürettik. Bu konuda da fabrikanın desteğini en öne koymak lazım. Bu otobüsler maç günleri dışında da aynı giydirme ile şehri gezerek basketbolu promote etmeye devam ediyor. Biz istiyoruz ki; takımın sıralamadaki yerine bakmadan Bursa’nın insanları bu kulübe sahip çıksın. “

basın1

'Şu Anda Şampiyonluk Gibi Bir Gündemimiz Yok'
“Her kulübün amacının şampiyonluk olması gerekir ama biz şu anda oralarda değiliz. Bizim için şu anda önemli olan şu andaki yapının, genç oyuncuların da daha fazla katılımıyla, yönetilebilir ve sürdürülebilir olarak yukarı yönde bir ivmeyle devam etmesidir. Bir sene şampiyon olmak tamam güzel ama ertesi sene veya üç-beş sene sonra bu takım ne olacak, bunlar bizim için daha önemli. Biz şu anda ne koçumuzla ne oyuncularımızla şampiyonluk falan konuşmuyoruz, bizim öyle bir gündemimiz yok. Şu anda koçumuz ve oyuncular sıradaki Galatasaray maçında parkede neler olacağını konuşurken bizler de Galatasaray maçının organizasyonunda bir sıkıntı yaşanmaması için çalışıyoruz. Bütüne ait bir hedefimiz muhakkak var ama biz şu anda anı yaşamak ve maç maç düşünmek istiyoruz. Orhun’un da oynadığı bir Eczacıbaşı takımı vardı, rahmetli Batur Abi’nin takımı. O takım gencecik bir takımdı, Orhun 19-20 yaşlarındaydı, Larry Richard ile beraber iki sene (1986-87, 1987-88) Türkiye Liginin canına okuyarak şampiyon oldular. Kimse demezdi onların şampiyon olacağını. Böyle hikayeler Türkiye’de ve her yerde var. Bunlar çok güzel hikayeler, bu tarz bir hikayenin aynısı olması gerekmiyor ama bugün spor zaten sadece kazanmak ve şampiyon olmak değil. Spor, artık bambaşka bir yola gitti. Şampiyon oluruz olmayız, yeneriz yeniliriz biz bunların ötesinde düşünmeye çalışıyoruz. Yenildiğimiz gün ne kadar iyi takım olduğumuzu göreceğiz. Ne kadar çabuk dönebiliyoruz bunlara bakacağız. Yenildiğin günde takımı ölçmek lazım zaten. Biz şu anda bunların peşindeyiz biraz, şampiyonluk işleri sonraki işler.”

'Paunic İle Sezon Sonuna Kadar Uzattık'
“Paunic’in sözleşmesini de sezon sonuna kadar uzattık, o da artık ailemizin bir parçası oldu. O da çok tecrübeli ve takım kimyasına uyan bir oyuncu, koçumuz da onu çok beğeniyor. Hem oyuncu hem de karakter olarak çok iyi. Sırp Milli Takımına da gidip çok iyi oynadı zaten tecrübeli bir oyuncu. Bu iki aylık süreç, onun bizi, bizim de onu tanımamız açısından önemliydi. Üst yönetimimizin büyük fedakarlığıyla sözleşmesini altı ay daha uzattık. Eşi de Bursa’da ve önümüzdeki ay ilk bebekleri dünyaya gelecek. “

'Henry konusunda biraz risk aldık ancak o da takıma uyum sağladı'
“Henry’nin backgrounduna baktığınızda kendisi; Charlotte Üniversitesi’nden mezun, Almanya’da biraz oynamış, bize gelmeden önce en son İsrail Ligi’nde oynamış. İsrail Ligi, kendi seviyesinde bir lig bence. 1993 doğumlu bir oyuncu, bu Avrupalılar için olmasa da, Amerikalılar için genç bir yaş çünkü onların kolejden dolayı bazı handikapları oluyor. Orhun’un o nun transferindeki değerlendirmesi şöyle oldu; biz çok büyük bütçeli bir kulüp değiliz, bütçemiz orantısında doğru paralar ödeyen, yönetilebilir ve sürdürülebilir bir sistemin devamı için bütçeyi tasarruflu kullanan bir kulübüz. Bu nedenle bir pozisyon için biraz risk almamız gerekiyordu açıkçası.O pozisyon da, Barış’ın ve Kadir’in olduğu point guard pozisyonuydu. Henry’nin de fiziği, yeteneği, ilerlemeye açık bir genç oyuncu olması ve finansal olarak da yönetilebilir bir halde olması bizi Henry’ye yöneltti. Henry ilk geldiğinde çok ciddi sıkıntıları oldu tabii ki, yeni bir ülkeye, yeni bir düzene, yeni bir takıma gelmek kolay değil. Üstelik bizim lig, İsrail’in çok çok üzerinde. Ancak o da sıkıntıları yavaş yavaş aşıyor ve bu durum da son maçlarda performansına yansımış durumda.”

'Bursa, Bir Sporcu İçin yaşanılacak bir şehir'
''Eskiden bu sıkıntı daha fazla yaşanıyordu ancak son yıllarda uyum sorunu olmuyor çünkü Bursa da şehir olarak çok gelişti. Benim oynadığım yıllarla şimdiki Bursa’yı kıyasladığımızda, şehrin çok geliştiğini ve değiştiğini görüyoruz. Bursa’da her şeyi rahatlıkla bulabilmeniz mümkün, İstanbul’a da çok yakın. Bursa, bir sporcu için yaşanılacak çok güzel bir şehir. TOFAŞ Spor Kulübü’nün imkanları ve operasyonları da çok genişledi.Şu anda oyuncularımıza TOFAŞ’la ilgili fikirlerini sorun, memnuniyetlerini göreceksiniz. Buradan ayrılmak istemeyen, Bursa’ya yerleşmek isteyen oyuncularımız var. ''

Yazı & Röportaj: Adem ÇATALKAŞ
BSL Medya