“All-Star’ın Tadı Başka”

Oca 11, 2017
10 yılı aşkın süredir All-Star maçlarında görev yapan, tüm dünyada Olimpiyat Oyunları'nda anons yapan üç kişiden biri olan tecrübeli anonsör Mustafa Özben ile konuştuk.
mustafa-özben_allstar
Mustafa Özben © Ahmet Tokyay

Mustafa Özben ülkemize anonsörlük mesleğini getiren ilk isim. 16 yıldan beri Türkiye Basketbol Ligi, Dünya Basketbol Şampiyonası ve Olimpiyatlar da dahil olmak üzere birçok üst düzey organizasyonda sesiyle heyecana ortak olan Özben, 10 yılı aşkın bir süredir de BSL All-Star maçlarına sunumuyla renk katıyor. Neredeyse basketbolun olduğu her yerde, en üst düzey maçlardan yerel turnuvalara kadar birçok maçta anonsörlük yapan Özben, işinin dünya ölçeğinde en önemli isimlerinden biri.

Anadolu Efes ile başladığı kariyerinde daha sonra dokuz yıl Fenerbahçe’de görev yapan, iki yıl önce ise tekrar yuvaya dönüp “Anadolu Efes’in Sesi” olan Özben ile 15 Ocak’taki Spor Toto All-Star 2017 öncesi organizasyonun tarihinden unutamadığı anları konuştuk.

all-star-organizasyonun-vazgeçilmezi..
All-Star organizasyonun vazgeçilmezi... © Ahmet Tokyay

İlk All-Star tecrübenizin üstünden 10 yıl hatta daha da fazla zaman geçti. O ilk deneyimden aklınızda neler kaldı?

Çok heyecanlı olduğumu hatırlıyorum. DJ Funky “C” ile beraber çalışmıştık Abdi İpekçi’de. Benim basketbol anonsörlük kariyerimin ilk yıllarıydı daha. Lig maçlarında birçok yıldızı anlattığım için biraz tecrübem vardı elbette ama bu defa bütün yıldızlar oradaydı ve bütünüyle gösteri, eğlence amaçlı bir etkinliği sunuyordum. O açıdan çok daha farklı ve tabii ki çok daha eğlenceli bir deneyim olmuştu benim için.

Bu aslında anonsörlük deneyiminden de farklıydı galiba sizin için, bu kez sahanın içinde sunuculuğu da üstlenmiştiniz…

Evet, öyleydi. Çünkü maç anonsörlüğü yaparken saha kenarındasınız. Ama All-Star günü elime mikrofonu alıp ben de eğlenceye katılıyorum ve vaktimin çoğunu sahanın içinde geçiriyorum. Yani All-Star’da anonsör değil, sunucuyum. Mesela, bir maçın süresi bellidir değil mi? Ama All-Star’da ilk zamanlar yaklaşık üç buçuk saat, bugün ise dört buçuk saate yakın süren bir şov var. Benim de görevim, bir sunucu olarak o dört saatin tüm eğlencesini insanlara aktarabilmek, yaşatabilmek.

Zorlayıcı da oluyor o zaman diğer maçlarla karşılaştırınca?

Tabii ki. Benim için işin en zorlayıcı kısmı o enerji seviyesini sürekli yüksek tutmak. Seyircinin ilgisini sürekli canlı tutmam gerekiyor. İki üç kat daha fazla efor harcıyorum diyebilirim. Ama yine de epey eğlenceli bir süreç benim açımdan.

özben-2002-den-beri-anonsörlük-yapıyor
Özben 2002'den beri anonsörlük yapıyor © Ahmet Tokyay

James White geliyor aklıma. 2008 All-Star’da yaptıkları bugüne kadar gördüğüm en acayip şeydi. Smaç yarışmasını kazanmıştı, herkes hatırlar sanırım. Her şeyiyle klasikleşti zaten o yarışma. Kaan Kural’ın 'dükkanı kapatalım' repliği de, benim saha içinde kendimden geçmem de hep hatırlanıyor zaten.

Anadolu Efes ile başladığınız kariyerinizde 2005 yılından itibaren de 9 sene Fenerbahçe ile çalıştınız. Bu süreçte kesintisiz olarak tüm All-Star’larda da görev aldınız. Artık oyuncuların ve seyircilerin tanıdığı bir isim olmanız All-Star’da işinizi kolaylaştırdı mı?

Kesinlikle kolaylaştırdı. Basketbol camiasının, özellikle de oyuncuların tanıdığı bir sima ve bildiği bir ses olmam oyuncularla iletişimimi epey rahatlattı. Bu da All-Star maçlarında epey işime yaradı açıkçası. Mesela iki sene önce Ankara’daki organizasyonda Sean Williams’ın smacından sonra Williams ile havada çarpışmıştık. Yine aynı sene smaç yarışmasında “King Kong Patric Young” anonsumu bir küpün üzerinde yapmıştım ve hep birlikte eğlenmiştik. Bunların hepsi de o oyuncularla o sırada kurduğum özel iletişimle alakalıydı. Sonuçta hepimiz eğlenmek için orada olduğumuzun farkındayız ve elimizden geleni yapıyoruz.

Peki, All-Star yarışmaları içinde unutamadığınız an ya da hareket hangisiydi?

James White geliyor aklıma. 2008 All-Star’da yaptıkları bugüne kadar gördüğüm en acayip şeydi. Smaç yarışmasını kazanmıştı, herkes hatırlar sanırım. Her şeyiyle klasikleşti zaten o yarışma. Kaan Kural’ın “dükkanı kapatalım” repliği de, benim saha içinde kendimden geçmem de hep hatırlanıyor zaten. White, lakabı “Flight”ın hakkını tamamen vermişti. “The Flight White” diye anons ettiğimi de hatırlıyorum. White dışında tabii geçen sene Furkan Korkmaz ve Cedi Osman’ın Star Wars göndermeli smaç şovu da şimdiden klasik oldu diyebilirim. Aynı şekilde geçen yıl üç yetenek yarışmasında da Türk basketbolcuların, yani Berk Uğurlu, Melih Mahmutoğlu ve Furkan Korkmaz’ın kazanması unutulmazdı. Tüm bu gösterinin içinde olmak ve bu anlara en yakından şahit olmak da benim şansım elbette.

bazen-saha-kenarında-bazen-saha-içinde
Bazen saha kenarında, bazen saha içinde © Ahmet Tokyay

Sinan Güler All-Star'larda her zaman keyif almayı öne koyuyor, her zaman eğleniyor. Kenny Gabriel da aynı şekilde epey eğlenen ve eğlendiren bir adam.

All-Star maçları içinde hafızanıza kazınan an diye sorsam?

Aslında her şeyi oyuncuların o günkü psikolojisi belirliyor. Eğlenmek istiyorlarsa her şey çok daha güzel oluyor. Mesela 2012’de Trabzon’daki All-Star çok çekişmeli geçmişti. Çok iyi bir organizasyon olmuş ve son saniyede Carlos Arroyo bir üçlük atarak maçı kazandırmıştı. O yılın MVP ödülünü de Arroyo almıştı zaten. Yine aynı maçta bir ara tüm oyuncuların sahaya çıkıp 10’a 10 oynaması da bayağı eğlenceliydi.

Tüm bu All-Star maçları içinde sizin en çok dikkatinizi çeken, “Gerçekten de işin tadını en çok o çıkarıyor” dediğiniz oyuncular hangileri?

Valla o kadar çok ki. Ama herhalde ilk sıraya Sinan Güler’i koyardım. Sinan her zaman keyif almayı öne koyuyor, her zaman eğleniyor. Kenny Gabriel da aynı şekilde epey eğlenen ve eğlendiren bir adam. Bunu da hem geçen senenin hem de önceki senenin smaç yarışmalarında gördük zaten.

All-Star organizasyonunu yakından tanıyan, içinde olan biri olarak yıllar içindeki gelişimi nasıl görüyorsunuz?

Büyük gelişme var. Özellikle sponsorların işe daha çok dahil olması ve zamanla ülkeye gelen oyuncu ve koçların da kalitesinin artmasıyla her şey daha da profesyonelleşti. İçerik epey zenginleşti, süre uzadı ve son beş-altı yıldır üst düzey bir hale geldi. Kısacası, ligin zenginleşmesi All-Star’ı da zenginleştirdi.

all-star-onun-sunumuyla-başka-güzel
All-Star onun sunumuyla başka güzel © Ahmet Tokyay

All-Star bir kutlama aslında, o ligin bir festivali gibi. O yüzden bir ekip havasıyla herkes eğlenmek ve eğlendirmek için çabalıyor.

Elbette her şey eğlence için ama oyuncular ve teknik ekip sonuna kadar kazanmak da istiyor değil mi?

Aynen öyle. Tabii ki bu bir gösteri ve sonunda kaybeden takım herhangi bir maçta kaybettiği gibi üzülmüyor ama kazandıklarında da gerçekten seviniyorlar. Bu, işin doğasında var. Sonuçta onlar rekabetçi yıldızlar ve kazanmak istiyorlar. Bu da anlaşılır bir şey. All-Star bir kutlama aslında, o ligin bir festivali gibi. O yüzden bir ekip havasıyla herkes eğlenmek ve eğlendirmek için çabalıyor.

Türkiye’de yaptığınız işin bir numaralı ismisiniz. Peki, yeteneklerinizi uluslararası arenaya, özellikle de Amerika’ya taşımak gibi hedefleriniz var mı?

Yok açıkçası. Çünkü ben kendime koyduğum hedeflerin bile ilerisindeyim şu an. 16 yıldır Dünya Basketbol Şampiyonası, Olimpiyatlar, Paralimpik Oyunları, Türkiye Ligi… Basketbol ile ilgili neredeyse tüm organizasyonlarda görev aldım ve bu benim hayalimin bile ötesinde bir şeydi. Ama kendime hedef olarak koyduğum tek bir şey kaldı: Madalya töreni sunmak. Eğer 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda yer alabilirsem bu hedefimi de gerçekleştirmek istiyorum.

mustafa-özben
"Her maça ilk maçım gibi hazırlanırım" © Ahmet Tokyay

Hala her maçıma ilk maçım gibi yaklaşırım. Avuçlarım terler ve hep konsantrasyonumu en üstte tutmaya çalışırım. Notlar alırım, oyuncular üzerinden yeni sloganlar yaratmaya çalışırım.

Maçlar öncesi hazırlık süreciniz nasıl oluyor? Özellikle zihinsel olarak zorlu bir süreç olduğu kesin.

Hala her maçıma ilk maçım gibi yaklaşırım. Avuçlarım terler ve hep konsantrasyonumu en üstte tutmaya çalışırım. Notlar alırım, oyuncular üzerinden yeni sloganlar yaratmaya çalışırım. Günlerimi alabiliyor bu zihinsel çalışma süreci. En kısa sürede en büyük etkiyi yaratmam lazım çünkü.

All-Star'ın tarihini konuştuk, unutamadığınız anları konuştuk, son olarak bir de sizin gözünüzden All-Star'ın önemi nedir, nasıl bakıyorsunuz organizasyona onu sorayım.

Bu benim için de bir kutlama. Ve bu kutlamayı bir ekiple birlikte daha eğlenceli hale getirmeye çabalıyoruz. Mesela geçen sene iki sunucuyduk, Aslan Arım ile birlikteydik. Çok büyük ihtimalle bu yıl da beraber yapacağız. Benim açımdan da hem federasyonla hem de takımlarla yıllardır karşılıklı güven ve sempatiye dayalı bir ilişki kurmak çok önemli. All-Star maçları da bu dostluğun pekiştiği ve eğlenceye dönüştüğü bir an. O yüzden hala heyecanlanıyorum ve ilk günkü gibi hazırlanıyorum.

Daha fazlası için: RedBull.com